Yazı Detayı
26 Kasım 2019 - Salı 12:00 Bu yazı 14 kez okundu
 
Anlamı bilinmeden yapılan ezber cahil bırakıyor
Fahri Şahin
fahrisahin@hotmail.com
 
 

İsterseniz yabancı dilde yazılmış bir kitabı başından sonuna anlamını bilmeden ezberleyelim. Bize kazandıracağı çok fazla bir şey yoktur. Kitapta anlatılanların cahili olarak yine kendi bildiğimiz yolda yaşantımıza devam ederiz. Kitabın kaç bölümden oluştuğu, toplam kaç cümle olduğu sadece teknik bilgilerdir ve içerikle ilgili bize bir şey söyleyemezler. Kaç baskı yaptığı ve yazarının kim olduğu da kitabı anlamamızı sağlamaz. Şayet bu kitap bir eğitim ve bir rehber kitabıysa o kitabın bize vereceği eğitimden ve göstereceği yoldan en küçük bir nasibimiz bile yoktur. Çünkü anlamını bilmeden okuyoruz. Günde kaç kez okuduğumuzun, yılda kaç kez başından sonuna kitabı bitirdiğimizin de bir hükmü yoktur. Kitabı sesli veya sessiz, şiirsel ya da düz yazı şeklinde okumamız da etkilemez anlamamızı. (Ta ki o yabancı dilde yazılmış kitabı Türkçeye çevirinceye ya da biz kitabın yazılmış olduğu yabancı dili öğreninceye kadar.) Hal böyle olunca her şey yüzeysel ve derinlikten yoksun olmaya mahkumdur. Anlamadan okumaktan gocunmak şöyle dursun, artık kitabı kimin en güzel sesle okuduğu, yazı şekilleri, süslemeler daha çok ilgimizi çekmeye başlar. Dolayısıyla konuştuğumuz şeyler gittikçe yüzeysel olmaya başlar. Artık kitap içeriğinin yerini yanık ve güzel sesle okumak, kitabı bir baştan bir başa bitirdiği için gururlanmak ve kitap bitirme merasimleri almaya başlar. Hatta kitap bitirme merasimlerinde kimlerin küçük altın getirip getirmediği konuşulur. Sonra kitabı anladığını söyleyip etrafa anlatmaya çalışanlar konuşmaya başlar. Tabi ki büyük çoğunlukla bu konuşmacıların konuştuklarıyla yaptıkları birbirine benzemediği için halktan itibar görmez. Kimi itibar görenler de reyting yarışına girerler. Kitap ise hala anlaşılmayı beklemektedir. Yazarı da zaten insanlar onu okusunlar, anlasınlar ve hayatlarında uygulasınlar diye yazmıştır. Bu yüzeysellik diğer işlerimize de yansır. Hiç uygulanmayacak planlar yazılır. Kağıt üstünde kalmaya mahkum kanunlar çıkarılır. Hatta insanlar kılıf uydurmanın adını “işi kitabına uydurmak” olarak söylemeye başlamışlardır. Artık her şey görüntüyü kurtarmak içindir. Dolayısıyla içerik ne olursa olsun artık görüntü önemlidir. Kaç liralık arabaya bindiğimiz, kaç liralık evde oturduğumuz, marka giyinip giyinmediğimiz, sınavda kaç puan aldığımız en önemli ölçülerdir. Bunun bir adım ötesi “Kimin görüntüsü daha fiyakalı olacak” yarışıdır. Artık konuşma konularımız sahip olduğumuz ev, araba, yazlık, yurt dışı seyahatlerimizdir. Tabi ki satır aralarındaki vurgulanan “enlerdir”. Çok az kimsenin gitmiş olduğunu düşündüğümüz yerleri gezdiğimizi altını kalınca çizerek vurgulamak, evimizin özelliklerini anlatmak ya da arabamızın markasından bahsetmek. İşin kötüsü de bir süre sonra bunlardan haz almaya başlamaktır. Doğuyu geri bırakan şark kurnazlığı değil içeriği olmayan anlamsız görüntü ve fiyaka yarışıdır. Bunun doğal sonucu olarak da doğudan batıya doğru gidildikçe görüntü sadeleşir ve içerik zenginleşir. Batıdan doğuya doğru gittikçe görüntü ve fiyaka önemli hale gelirken içerik fakirleşir ve içi boşalır. Ezberi bırakıp öğrenmeye geçeceğimiz, öğrendiklerimizi hayatımızda uygulayacağımız dışı sade, içi ve içeriği çok zengin bir toplum olacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele.

 
Etiketler: Anlamı, bilinmeden, yapılan, ezber, cahil, bırakıyor,
Yorumlar
Bizim Gazete
Öne Çıkanlar
Haber Yazılımı