Yazı Detayı
09 Temmuz 2019 - Salı 09:40 Bu yazı 127 kez okundu
 
KIYAK MI, LİYAKAT MI?
Fahri Şahin
fahrisahin@hotmail.com
 
 

‘Evvela bir yerlerde dayın olacak’ diye başlar evlerdeki sohbetler eğer söz bir işe girmek veya

üst bir göreve getirilmek mevzusundan açılmışsa. Tabi ki dayısı, ya da arkası olana veryansın edip

mangalda kül bırakmazken ‘Ya istersen senin oğlana da ayarlarız bir şeyler’ sözünü duyunca hemen

yelkenler suya iner. Liyakat, işi ehline vermek, hak edenin kazanması sözleri artık bir başka bahara

kalmıştır. Zaten çocuk yetişirken de benzer sözlere muhatap olarak büyür. ‘Oğlum/kızım, bak yarın bir

gün etkili bir makama geldiğinde kardeşlerini, yeğenlerini, arkadaşlarını unutma ha. Onlara şöyle bir

dayılık yaparsın artık’ diye başlayan senaryolar, hayalen de olsa akrabalardan birinin makam şoförü,

bir diğerinin sekreter, bir başkasının müdür vb. olmasıyla devam eder.

Bu kültürle yetiştirdiğimiz insanlar yarın bir gün hakikaten etkili ve yetkili yerlere geldiklerinde

ne yapmalarını bekliyoruz? Hak ve hakikatten zerre miktarı ayrılmamalarını mı? İşe uygun adam

almalarını mı? Liyakati, kendini alanında kanıtlamış olanları tercih etmelerini mi? ‘Babamın oğlu olsa

gözünün yaşına bakmam, asla adam kayırmam’ demelerini mi? Onlara ne verdik ve karşılığında

onlardan ne bekliyoruz?

Tabi ki bütün bu olumsuzluklara rağmen hak ve hakikati yerine getirmek ettirmek bakımından

gece gündüz çalışan, ve kılı kırk yaran, liyakati, uzmanlığı ve çalışkanlığı dikkate alanlar yok mu?

Elbette ki var. Her türlü sabotaja rağmen bu gemi şu zor sularda seyrini devam ettiriyorsa işte bu

cefakar ve fedakar insanlar sayesindedir. Hiçbir olumsuz şarttan etkilenmeden görevlerini aşk ve

şevkle yapan işverenler ve görevlerini vatan aşkıyla yapan çalışanlardır.

Bir de artık şu işin ucu bize dokunana kadar ses çıkarmama alışkanlığından vazgeçmeliyiz.

Biraz daha toplumcu düşünmeli topluma gelecek iyiliklerden bizim de nasibimizi alacağımızı,

kötülüklerden de aynı şekilde etkileneceğimizi unutmamalıyız. Şunu aklımızdan çıkarmayalım ki

başkasının başına gelen bir haksızlığa ses çıkaramıyorsak, yarın bir gün başımıza aynı ya da benzeri bir

haksızlık geldiğinde suskun insanlardan yakınmayalım. Herkesin liyakatine göre işe yerleşmelerinde

ahlaki bir kültür oluşturalım. Artık evlerdeki sohbetleri ‘Oğlum/kızım yarın bir gün etkili bir makama

geldiğinde sadece ve sadece hak edeni işe al. Kardeşin dahi olsa eğer hak etmemişse sakın ola bir kayırma yapma’ şekline dönüştürmeliyiz.

Eğer dünyada ilk 10 arasına girmek istiyorsak yaptığımız işin hakkını vermeli ve herkesi de

uzmanı ve ehli olduğu işte liyakatine uygun bir şekilde çalıştırmalıyız. İşe göre insan seçmeli, seçerken

de kriterler son derece objektif olmalı ve bu kriterlere de titizlikle uyulmalıdır. Bu konuda hukuksal prosedürün yanında sağlam bir kamuoyu da oluşturmalıyız ki olası haksızlıklar ve kayırmalar önlensin.

Kendi ayağına basıldığında herkes bağırır, asıl asalet ve adalet bir başkasının ayağına

basıldığında tepki gösterebilmektir. Asıl eğitim de bu asaleti ve adaleti daha küçük yaşlarda

öğretebilmektir. Asıl öğretmek de sadece anlatmak değil yeri geldiğinde vereceğimiz eğitici, öğretici

anlamlı tepkiler ortaya koyabilmektir. Çünkü çocuk anlattıklarımızdan değil, yaptıklarımızdan öğrenir.

Birey ve toplum olarak tüm işe alımlarda liyakati, adaleti ve hakikati ölçü alacağımız o güzel ve

mutlu günlere beraberce el ele.

 
Etiketler: KIYAK, MI,, LİYAKAT, MI?,
Yorumlar
Bizim Gazete
Yazarlar
Öne Çıkanlar
Haber Yazılımı