Yazı Detayı
26 Aralık 2019 - Perşembe 16:22 Bu yazı 33 kez okundu
 
NE DEĞİŞTİ?
Fahri Şahin
fahrisahin@hotmail.com
 
 

Batının üstün teknolojisi karşısındaki çaresizliğimiz artık bir son bulmalı değil mi? Çözüm odaklı ve nokta atışlı projelerimiz hız kazanırken içerikler dolmalı ne yaptığını gören, ne istediğini bilen bir zihin yapısına kavuşmalı değil miyiz? Yapmış olmak için yapmalar bir son bulmalı, manasız yarışlar sona ermelidir. Her şeyden önce “Biz tam olarak ne istiyoruz?” sorusuna samimi bir cevap verilmelidir. Projeyi niçin üretiyoruz? “Şeyyy aslında ben de tam olarak bilmiyorum, kurumumuz öyle istiyor. Bu zorunluymuş. Projemiz geçerse havamız olacakmış. Her kurum ortaya koyduğu ve geçirdiği proje sayısına göre değerlendirilecekmiş. Hem bakarsın işin ucunda Avrupa falan da var. Yer, içer, gezeriz, vs.” için mi; yoksa “Her şey hayal etmek ve düşünmekle başlar. Millet olarak biz büyük düşüncelerin ve büyük projelerin insanlarıyız. Bu bir milli davadır. 21. Asra biz damgamızı vuracağız. Medeniyet, bilim ve teknoloji doğduğu topraklara geri dönecek. Şimdi ben de onu almak için yola çıktım.” için mi? İki yüzyıl önceki zihniyetimizle, şu anki zihniyetimiz aynı mı, yoksa değişmiş mi siz karar verin. Tanzimat’tan bu yana Batının ilim ve teknolojisini ülkemize getirmesi için sürekli dışarıya “aydın(!)” gönderiyoruz. Bakalım ne getirmişler? Giyim tarzı, moda, ev dekorasyonu (English Home), dans, vals, opera, TV eğlence ve yarışma programları (Kim 500…ister?) mobilyalar, süs eşyaları, fiyakalı arabalar, elektronik eşyalar vb. Elbette cumhuriyetle birlikte fabrika kurmak için gerekli makine, araç ekipman vs. de geldi. Yine de üreticisi olmadığımız bu alet, makine ve ekipmanlarının bakım ve onarımı için dışarıya bağımlı kaldık.  Şimdi yeni kıpırdanışlar var. Hızla kendi alet ve ekipmanlarımızı üretme yoluna girdik. Özellikle savunma sanayimizde gözle görülür sıçramalar var. Ortaya koyduğumuz proje ve aldığımız patent sayısı geçmiş yıllarla karşılaştırılamayacak kadar fazla. Yerli otomobilimiz ve uçağımız için gün sayıyoruz. İnsansız hava araçları üretme noktasında dünyada sayılı birkaç ülkeden biriyiz. Bütün bunlar olurken artık bakış açılarımız da değişmeli değil mi? Yapmış olmak için yapmaları bir kenara atıp işi sıkıca kavramak daha güzel değil mi? Ürettiğimiz her projenin elle tutulur somut bir getirisi olmalı. Bu getiri hem maddi hem de manevi anlamda olmalı.  “Ye, iç, yat” projeleri “Git, öğren, getir” projelerine dönmeli. Bu kadar harcanan para, verilen emek somut karşılığını bulmalı. Merak ediyorum, çok özenle yazılmış, noktası virgülüne dikkat edilmiş projelerin ne gibi somut getirileri oldu? Bu noktada acaba bir ölçümleme yapılmış mı? Örneğin, “Biz geçen yaz Viyana’dayken…” diye başlayan cümlelerin ötesine geçilebilmiş mi?  Evet, hayal etmek, düşünmek, proje üretmek son derece önemli ve anlamlı şeyler. Ama aynı zamanda bunları ete kemiğe büründürmek, ortaya çıkan üründen mümkünse herkesi faydalandırmak da bir o kadar önemli ve anlamlı. Aksi takdirde “Yapmış olmak için yapmak, gitmişken keyfini çıkarmak” tan öte bir şey yapmış olmayız. Puanımızı alır, projemizi geçirir sonra da bunun havasını atar ve alırız… Yaptığımız her projeyle medeniyeti, bilim ve teknolojiyi doğduğu topraklara geri getirmek için canla, başla çalışacağımız o güzel ve mutlu günlere beraberce el ele…

 

 
Etiketler: NE, DEĞİŞTİ?, ,
Yorumlar
Bizim Gazete
Öne Çıkanlar
Haber Yazılımı